MTÜ Rektörünün Avukatı “Soylu Hakkında Soruşturma” İstemiş
AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın kız kardeşi Aysun Bay Karabulut’un avukatlığını yapan ve ciddi bir avukatlık ücreti aldığı ileri sürülen Devrim Nur Kayabalı’nın, suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarından hareketle, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında soruşturma başlatılmasını istediği ortaya çıktı.
Malatya Turgut Özal Üniversitesi
Rektörü Aysun Bay Karabulut, yakın zamanda hakkındaki “Göreve geldiği 3 yılda
İzmir, Ankara ve Malatya’ da 3 süper lüks villa aldığı” iddialarının kamuoyuna
yansımasının ardından vekalet verdiği İstanbul Barosu avukatlarından Devrim Nur
Kayabalı’nın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında kaleme aldığı köşe yazısı
ve yazıdaki algı dikkat çekti.
Rektör Karabulut’un avukatı Devrim
Nur Kayabalı, “Herhangi bir demokratik hukuk devletinde bu denli ağır isnatlarda
bulunulsaydı bürokrasi çoktan çökecek iken Türkiye’de Cumhuriyet Savcıları
neden hala soruşturma başlatmıyordu? Hatta Peker bile bunu sorguluyor,” şeklindeki
sözleri yurtdışı kaynaklı iddiaların kamuoyunda algı olarak sürdürülmesi olarak
yorumlandı.
-Rektörün avukatı şöyle buyurmuş;
“Türkiye’de Cumhuriyet Savcıları neden hala soruşturma başlatmıyordu?”
Rektör Aysun Bay Karabulut’un dava dosyaları
için geldiği Malatya’da, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektör yardımcısı ve
Genel Sekreteri tarafından ağırlanan Avukat Nur Kayabalı’nın veryansın.com adlı
sitede 9 Ağustos 2021 tarihinde yayınlanan, “Sedat Peker'in iddiaları neden
soruşturulmuyor?” başlıklı köşe yazısında, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile
ilgili olarak şu iddialar aktarılıyor:
“Sedat Peker’in 2 Mayıs 2021’de ilk
youtube videosu ile başlattığı “ifşa serisi” şüphesiz ülke gündemine bomba gibi
düştü. Siyasetçiler, bürokratlar, gazeteciler ve iş insanları hakkındaki
isnatları çok tartışıldı, tartışılmaya da devam ediyor. Peker, kamuoyuna
“sağlık nedenleri ile ara verildi” olarak yansıyan 10’uncu videodan sonra “1
tripot 1 kamera” sistemini bırakarak yayınlarına twitter isimli sosyal medya
platformunda devam etti. 7 Ağustos 2021’de de 50 twitlik bir twit serisi ile
bürokratlar ile Cumhurbaşkanlığı görevlileri hakkında açıklamalarını sürdürdü
ve iddialarına yenilerini ekledi. Yayınlara ara verince insanların özellikle
sosyal medyada sorduğu sorular şunlardı:
Sedat Peker susturuldu mu, devletler
ile anlaşma içine mi girdi, hastalandı mı?
Örneğin Barış Pehlivan’ın “Peker’i
durduran el” yazısında videoların durmasındaki diplomatik müdahale iddiaları
öne çıkarılmıştı.
Peki sessizliğin nedeni neydi?
Onlarca fikir dolaşsa ve bu fikirler günden güne değişiklik gösterse de ilk
videodan itibaren kafalarda hiç değişmeyen tek bir soru var;
Herhangi bir demokratik hukuk
devletinde bu denli ağır isnatlarda bulunulsaydı bürokrasi çoktan çökecek iken
Türkiye’de Cumhuriyet Savcıları neden hala soruşturma başlatmıyordu? Hatta
Peker bile bunu sorguluyor ve “… Cumhuriyet Savcılarımıza da şunu söylemek
isterim. Olayların içinde bulunan bir kişi olarak açıklamadığım bunca suça
(delilleriyle ispatlı olduğu halde) hiçbir soruşturma açmadığınız için gelecek
günlerde en iyi ihtimalle sizlere de görevi ihmalden soruşturma açılacaktır”
deme cüretini bile gösteriyor. Ancak günün sonunda her tartışmanın bitiş
cümlesi şu oluyor: CUMHURİYET SAVCILARI NEREDE?
Biz de bu soruyu mevcut mevzuata göre
yanıtlamak istedik: Cumhuriyet Savcıları, burada, yani yerlerinde duruyor.
Üstelik birçok baronun da desteğiyle… İzmir ve Diyarbakır barosunun suç
duyurularıyla başlattığı kampanyalar, diğer barolar arasında da giderek büyüyerek
Sedat Peker’in iddiaları hakkında ilgililer aleyhine çok sayıda suç duyurusu
talebi gönderilmesinin önünü açtı. Buradan şu sonucu çıkarabilirsiniz: Sedat
Peker’in iddiaları hukuki anlamda takipsiz bırakılmadı, bırakılmayacak. Zaten
sorun savcılarda da değil. Sorun, soruşturma izni vermeyen TBMM’de.
Bu ne demek oluyor?
Soruşturmalar, TBMM üyeleri
bakımından şahsi suç ve görev suçu olarak ikiye ayrılmaktadır. Anayasa’nın
106’ıncı hükmünce Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında soruşturma
başlatılması TBMM’nin salt çoğunlukla vereceği önergeye bağlanmaktadır. Yani
Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açsa da bu soruşturmayı yürütebilmek için
TBMM’nin iznine ihtiyaç duymaktadır.
Gelelim TBMM boyutuna…
Meclis içerisinde iktidar bloğunu
oluşturan AK Parti 288, MHP 48 milletvekiline sahip. Muhalefet partileri ise
toplamda 247 milletvekili sandalyesine sahip. Ancak soruşturma izni için 301
milletvekili imzası ile koltuğa göre belirlenin 15 kişilik komisyonun “evet”
demesi gerekmektedir. Matematiğe vurduğumuzda, tüm muhalefet onay verse de bir
milletvekili veya bakan veya bürokratın hakkında Meclis izni olmadan soruşturma
başlatılamaz. Özetle sorun TBMM’den çıkmayan izinde.
Sedat Peker’in özellikle Sayın
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedef alan isnatlarından sonra Bakan Soylu’ya
yönelik “istifa” çağrıları da gerek siyaset gerek halk gündeminde ilk sıralara
yerleşti. Ancak mevcut yasal düzenlemelere göre, bir bakan istifa etse de
hakkında soruşturma açılmayabilir. Sayın Bakan’ın istifasının alınmış olmasını
varsayalım. İsnatlar Sayın Bakan’ın bakanlık görevini ifa ettiği döneme ilişkin
olduğu için yine Anayasa 106’ncı madde hükmünün 1-2-3-4-5’inci fıkralarını
hatırlatmamız gerekiyor. Bu fıkralarda bir bakanın görev yaptığı dönemde
işlediği iddia edilen suçların soruşturulması için Bakan istifa etse bile yine
TBMM üye tamsayısının 5’te 3’ünün onayı şart. Yüce Divan için ise yapılacak
olası oylamada 400 milletvekilinin “evet” diyerek soruşturma için onay vermesi
elzem.
Özetle sorun savcılarımızda değil, izin
verecek mekanizmalarda.
Tabii lekelenmeme hakkını da
hatırlatalım. Bir kişi çıkıp bir takım isnatlarda bulunduğu için 400
milletvekili “iddianı ispatlıyor musun” diyemeden böyle ciddi bir sürece girer
mi, girmeli mi? Sedat Peker’e soracak olursanız, isim, şehir, tarih, mekan…
iddialarının ispatı belli.
Bundan sonrası önceliğin “kamu
menfaati” olması gereken TBMM ve ülkenin akıbetini emanet ettiğimiz
yöneticilerde.
Son bir hatırlatma yapalım: Peker’in
iddialarında sadece kamu görevlileri suçlanmıyor. Peki onlar için nasıl bir
hukuk süreci işleyebilir? Hukuken kamu görevlisi statüsünde olmayan kişilerle
ilgili isnatlar bakımından yukarıdaki satırlarda aktardığı gibi bir izne
ihtiyaç yok. Cumhuriyet Savcıları bu şahıslar ile ilgili re’sen harekete geçebilir,
soruşturma başlatabilir. Yani bunun TBMM iznine ihtiyacı yok.
Sonsözümüz şu olsun: İsnatları
ayrıştırmak ve ülkenin menfaati doğrultusunda hareket etmek gerekmektedir.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmeye ihtiyacı vardır.”
-O kitapların da reklamını yapmış…
Rektör Aysun Karabulut’un yeni
avukatı Devrim Nur Kayabalı, sosyal medya hesabından Barış Yarkadaş adlı
yazarın “Aksarayın Sırları-Erdoğan rejimi çökerken”, “Parti değil memleket
meselesi” adlı kitaplarında tanıtımın yaparak, “Herkesin siyaset
konuştuğunu zannettiği bir dönemde doğruları üstadından okumak gerekir. Eline
emeğine sağlık” ifadeleri ile takipçilerine okumalarını tavsiye ediyor.
Yorumlar
Yorum Gönder